| |||||||||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||||||||
Özel Arama
ZİYARETÇİ TRAFİĞİ
|
GENEL ETKİLER
Çatomların Katılımcılara Etkileri ile ilgili Öyküler... Medine SAMUK, Mardin-Nusaybin ÇATOM Sorumlusu AÇEP eğitimi çok yararlı bir program. Kadınların dünyaya bakışını değiştiriyor. Katılımcı kadınlar eğitimdeyken okul öncesi çocukları derstedir. Bebeği olanlar da bebeklerini benim odamdaki kanepelerde uyutuyor. Uyananların anneleri gelip odamda süt veriyor. Tek eksiğimiz 3-4 yaşında olan çocuklar annelerini bırakmıyorlar. Onlara ait bir odamız yok. Onun dışında eğitim çok güzel devam ediyor. Medine SAMUK, Mardin-Nusaybin ÇATOM Sorumlusu Gittiğim bir hane ziyaretinde kadın ve eşi "Hocam bugün bilgisayar sertifikası töreni yapmışsınız. Televizyonda gördü" dediler. Ben şaka yapıyorlar sandım. Tabii haberim yoktu. Basını çağırmıştık fakat bu kadar çabuk çıkacağını tahmin etmemiştim. Bir çok yerel televizyonda alt yazıyla tekrar tekrar ÇATOM�da yapılan bu faaliyeti yazmışlar. Beni çok onurlandırdı. En çok duygulandıran şey de beyefendinin yorumu oldu. "Hocam" dedi, "ilk Nusaybin yazısını okuduğumda Allah korusun kötü bir şey var sandım, böyle güzel bir konuyla Nusaybin�in dile getirilmesi beni çok mutlu etti" dedi. Demek ki arkadaşlar bize gerçekten büyük işler düşüyor. İnsanlar her an bizimle ilgili haberleri takip ediyorlar. Biliyoruz ki hepimiz hassas bir konuda çalışıyoruz. KADIN EĞİTİMİ. Çalışmalarımızın başkaları tarafından takdir edilmesi bizi daha çok motive ediyor. Ortopedik özürlüler derneğinden teşekkür belgesi aldım. Ardından İlçe kaymakamımız Sayın Ersin Emiroğlu takdirle onurlandırdılar.Bunlar gerçekten güzel şeyler, arkadaşlar darısı hepinizin başına. Özlem AVUKA, Mardin Saraçoğlu ÇATOM Sorumlusu Her Şeye Rağmen... Şükriye SEVİNÇ, 57 yaşında 4 kız 6 erkek annesi yoksul bir ailenin 1. çocuğu. Okuma yazmaya olan tutkusu ve hevesi onu Saraçoğlu ÇATOM�da açılan okuma-yazma kursumuza yönlendirmişti. 14 Mayıs Anneler günün vesilesiyle katılımcılarımız arasında yılın annesi seçildiğini haber vermek ve anneler gününü kutlamak için ziyaretine gitmiştim. Kızı ile birlikte bahçedeydi. Şükriye hanım çimenleri suluyor, kızı da çiçek saksılarının toprağını değiştiriyordu. Beni gördükten sonra, işlerine ara verdiler. Hava güneşliydi. Bahçedeki masanın etrafında oturmayı tercih ettik. Sohbete dalmışken, Şükriye hanımın bir komşusu gelip civardaki çocukların zaman zaman bu çimlerin üzerinde top oynadıklarını haber verdi. "Bunlara sakın yüz vermeyin" dedi. "Bu şartlar altında çimen yetiştiremezsiniz". Şükriye hanım, ona şu güzel cevabı verdi: "Zararı yok. Bence çocuk yetiştirmek, çimen yetiştirmekten daha önemli." Aile öyküleri, bize aile ikliminin huzurunu, sıcaklığını, ama aynı zamanda sorumluluklarını hatırlatan öykülerden oluşuyor. İçerdiği şefkat, bilgelik ve incelik yüklü öykülerle, hem annelere, hem babalara, hem de çocuklara çok şeyler söylüyor. Bizi "aile"ye, yuvamıza çağırırken, kimi zaman gülümsetiyor, kimi zaman duygulandırıyor; ama her hâlükârda çok önemli mesajlar taşıyor. Okuma yazma bilmeyen hayatında hiç okul yüzü görmeyen Şükriye hanımın bizlere vermiş olduğu bu derin mesaj gibi. Sabriye ÖDÜMLÜ, Siirt Şirvan ÇATOM Sorumlusu Yıl sonunda finalde yapılan minik sergi ve yemekli davette çok anlamlı ve gurur verici saatler yaşandı. Siirt il Müdürlüklerinden, Çiftçi Eğitim Şube müdürlerinin yaptığı konuşmalarda bir çok yerde verilen eğitimlerinden en çok Şirvan ÇATOM�dan memnun ayrıldıklarını ve beğenilerini (katılımcı, dinleyici, uygulamalar, saygınlık ve konuşma tarzları v.b.) dile getirmeleri bizleri çok sevindirdi. Fahriye ŞENGİL, Şırnak Uludere ÇATOM Eğitimcisi KIRSAL KESİMDEN BİR KESİT Bir metropolde doğmak, büyümek, eğitim görmek şüphesiz avantaj. Maddi ve manevi yıpratıcı unsurları da çok elbette. Ancak kişisel biraz gayret ve ilgi gösterdiğiniz takdirde kendinizi eğitmek ve pek çok anlamda geliştirmek için olanaklarınız sınırsız. Bugün memleketimizin doğup büyüdüğüm köşesinden çok uzak küçük bir ilçesindeyim. Eskiden beri bulunduğum yeri fiziksel özelliklerinden çok daha fazla, içinde yaşayanlardır güzel kılan diye düşünüyorum. Uludere güzel bir ilçe... İnsanoğlu nereye giderse gitsin gayri ihtiyari kıyas yapar. Geldiğim yer, bulunduğum yer! Orada bu işi böyle yaparlardı, burada böyleymiş. Oradayken şunları yapardık burada bunları yapabiliyoruz gibi. Ben de yaptım elbette. Kıyas! Ben bir öğretmenim. Genç kızlara, hanımlara el becerilerini geliştirmeyi öğreten. Yaygın tabirle altın bilezik kazandırmak amacım. Kıyasımı kendi alanımda da yaptım tabi. Öncelikle öğrencilerden yola çıkarak. Eğitim gördüğüm yerde öğrencilerin çoğunun yeni açılan cafelerden, alışveriş merkezlerinden ve discolardan vakit ayırıp bir kursa gelme lütfunda bulunmalarının ardından neredeyse zorlayarak eğitim verme çabalarım. Ve burada ki öğrencilerim! Hepsinin evde ki sorumluluklarını çok kısa sürede bitirip koşa koşa kursa gelmeleri. Attığım her yeni düğüme, vurduğum her değişik fırça darbesine, bilmedikleri ve onlara öğretebileceğim her yeni konuyu almak için gösterdikleri o azim. Bu gün başladığım yeni bir işi nasıl tamamlanacağını bütün gece düşünüp,sabah koşa koşa kursa gelen ve bana rüyasında dahi işini gördüğünü söylediğinde gözlerimin dolmasına mani olamadığım öğrencilerim. Bir metropolde yapmaya karar verdiğiniz herhangi bir iş için malzeme almaya gitmek şöyle dursun, ayağınıza kadar getiren satıcılara rağmen bu şevkle eksik malzemeyle çalışıp, onun gelmesi için günlerce bekleyen buradaki öğrencilerim. İmkanlarının azlığına rağmen onların bu şevki bu azmi takdire ve olanaklarının artırılmasına muhtaç ve buna fazlasıyla layık. Zaten zor olan şartlarını daha da zorlayıp yeni bilgiler edinme çabalarına en ibret verici örneğini ise geçen eğitim öğretim döneminde yaşamıştım. Bir bayan öğrencimiz vardı. Bir beyin ikinci eşiydi kendisi. Bilinen tabirle kuma olarak evlenmişti. Çok zor şartlarda yaşayıp komşularının yardımıyla geçinmeye ve iki çocuğunu geçindirmeye çalışıyordu. Çocuklarının arasında iki yaş fark yoktu ve üçüncü bebeğinin dünyaya gelmesine de az kalmıştı. Eşi ise arada bir eve uğrar bunun sonucunda da zaten geçmemiş olan ellerinde, kollarında ve yüzündeki yara izleri ve morlukların yenileri oluşurdu. Evi kurs binasının yolu üzerindeydi. Her sabah o yaralı bereli yüzünde kocaman bir gülüşle "günaydın" deyip beni karşılar, çocuklarını uyutup arkamdan büyük bir azimle kursa gelirdi. O benim için aslında çok büyük ama ezilmekten küçülmüş kızlarımızın bacılarımızın, analarımızın temsiliydi. Çok iyi eğitilmesi gereken, gelecek neslimizin yetiştiricilerinden, analarından biriydi. Gelebildiği yer sadece kurs olan; ama toplumda çok iyi yerlere gelmesi gereken fedakar bir kadın. O kadın dahil diğer bütün kadınlarımıza çok üstün bilgiler öğretmeliyiz. Şuna inanıyorum! Eğer siz öğrettiklerinizi öğrenenler varsa öğretmensiniz. Eğitici olarak buna layık olmayı da bilmelisiniz. Aynur AKKUŞ, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Katılımcısı Benim ismim Aynur Akkuş.11 Kişilik bir ailede yaşıyorum. Annem ev hanım , babam emekli işçidir. Okulu ilkokula kadar okuyabildim. ÇATOM sayesinde açık liseyi okumaktayım. 6 yıldır ÇATOM katılımcısıyım.. Okul bittikten sonra evde çok sıkılıyordum. Benim istediğim bu değildi. Ben okumak, farklı sahalarda eğitim almak, arkadaş topluluklarında bulunmak istiyordum. Ve sonunda istediğimi buldum. Arkadaşlarım ÇATOM�a gidiyorlardı. ÇATOM�da istediğim gibi etkinlikler mevcut bulunmaktaydı. Ailemin izin vermemesine rağmen ÇATOM�a gittim. Ailem baskıcı bir aile değildir, fakat toplumda kızların dışarıya çıkmaları ayıptır. Bakış açısı yüzünden izin vermiyorlardı. Bunlara rağmen devam ettim. Sosyal faaliyetlere katıldım gezilere, sinemalar, eğitim panellerine katıldım, yani ÇATOM�un tüm faaliyetlerine katıldım. Yaptığım el işlerinden para kazanmaya başladım. Kafamda bir iş yeri açma fikri oluşmuştu. ÇATOM�da iş kurmak isteyenlere yönelik Anatolion Artisans Vakfı tarafından girişimcilik eğitimi verilecekti. Bir haftalık bu eğitime katıldım. Artık iş konusunda bilinçlenmiştim. Eski evimiz iki katlıydı. Evin altındaki dükkanı çeyiz dükkanı olarak açmak istedim. Fakat babam emekli olunca evimizi Yakubiye Mahallesinden , Bağlarbaşı Mahallesine taşıdık. Artık ÇATOM�a sık sık gidemiyordum. Yalnızca bilgisayar dersine gidiyordum. Daha sonra Belediyenin verdiği Mikro Kredi�den yararlandım ve ablamla beraber bir nakış makinesi aldık. Evde çalışarak çeyiz siparişleri almaya başladık. Bir gün saha sorumlumuz Neslihan Aktaş beni çağırarak ÇATOM�da gönüllü olarak kursiyerlere eğitim vermek ister misin dedi. Bende seve seve kabul ettim. Çünkü bu benim yıllardır hayal ettiğim bir şeydi. Düşündükçe içim içime sığmıyordu. Artık birikimlerimi arkadaşlarımla paylaşacaktım.. Şu an da zaten açık lise 3. sınıf öğrencisiyim. Ve benim aldığım sertifikalar biçki dikiş, makine nakışları, girişimcilik sertifikam bunlar benim işime çok yaradı. ÇATOM kadınlar için ailelerin göndermedikleri okullar gibi çok amaçlı. Benim kadınlara tek sözüm içinizdeki umudu hiçbir zaman kaybetmeyin. Bir gün mutlaka onlar için güneş doğacaktır. Mutluyum çünkü artık ÇATOM� da gönüllü olarak makine nakışları eğiticisi olarak görev yapıyorum. Rakiye NORMAL, Batman Petrolkent ÇATOM Katılımcısı Benim adım Rakiye NORMAL. 16 yaşındayım annemin ikinci çocuğuyum. 8 kardeşiz. ÇATOM�a ilk geldiğimde annemle beraber dikişe geldim, bir geldim beceremedim. Sonra annem bana söyledi "ÇATOM�da mutfak açılacak sen oraya git" dedi. Bu sefer hayatım değişti. Ben ÇATOM�da her şeyi öğrendim. Arkadaşlarım oldu, kilim öğrendim, simit poğaça yapmayı öğrendim, çarşıya gitmeyi gelmeyi öğrendim. Ben evdeyken hayatımda hiç çarşıya gitmedim. Evden dışarıya çıkmadım, ev işleri çocuklarla uğraşıyorum. Ben hiçbir yeri tanımıyorum ama ÇATOM�a geldim, arkadaşlarımla gittim geldim, onlarla beraber her şeyi öğreniyorum. Mutfakta pasta kurabiye öğrenmek için bir imalathanede eğitim almamız gerekirdi. Arkadaşlarım gitti ama benim ailem izin vermiyordu ama birkaç kere arkadaşlarımla gittim. Orası çok güzel bir ortam çok güzel pasta çeşitleri vardı. İmalathanede çok güzel pasta yapmayı öğrendim. Çok gitmedim ama çok güzeldi ben evde oturduğumda öyle sıkılıyordum ki şimdi hiç sıkılmıyorum. Ben 4. sınıfa kadar okudum. Okumayı seviyorum ama evin en büyük kızı olduğum için beni çıkardılar, evde oturdum ev işleri ile uğraşıyordum. ÇATOM�a geldiğim için çok mutluyum çünkü çok iyi arkadaşlarım var. Ben ÇATOM�a geldiğim için alışmışım her zaman burada olmak istiyorum. Sonra Amerika�dan Nadia buraya geldi onunla tanıştık, bizim eve davet ettim onu. Beraber yemek yaptık, onunla çok güzel günlerimiz oldu, onu çok seviyorum. Sonra gitti ben çok üzüldüm. Ama yine de benim çok iyi arkadaşlarım var ben onları çok seviyorum. Batman Yavuz Selim ÇATOM Katılımcısı Ben 7 çocuklu bir ailenin küçük kızıyım. O dönemin şartları elverişli olmadığından 5. sınıftan okulu terk etmek zorunda kaldım. Okulu çok sevmeme ve derslerimde başarılı olmama rağmen okuyamadım ama hiçbir zaman okuma isteğim bitmedi. Hala da o arzuyu içimde taşımaktayım ama daha sonraki çabalarımla açık öğretim ortaokul diplomamı aldım her okula giden öğrenci gibi sınava katılmak okul elbisesi giymek öğretmenler gününde öğretmenime hediye almak isterdim Bugünkü bir avukatın bir öğretmenin ya da bir meslek sahibinin yerinde olsam da en azından ailem ve çevreme yararlı olmayı hedeflerdim. Ne kadar başarılı olurdum bilmem ama elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırdım. Kendimce düşündüm çalışmalarım evle sınırlı kalmamalıydı günden güne teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların kendisini geliştirmesi gerektiğini düşündüğümden ÇATOM�a gitmeye karar verdim çünkü ÇATOM�un isteklerime cevap verebileceğimi düşündüm. Ben içine kapanık insanlarla iletişimi olmayan kendi hallinde bir kızdım. ÇATOM�a başladığımdan beri insanlara yakın olmayı insanlar hakkında ön yargılı olmamayı insanları tanımayı, onlara güvenmeyi yakın dostluklar kurmayı öğrendim. ÇATOM�da dikiş bölümüne gidiyorum. Biçki Dikiş, Nakış, Kilim, Okuma Yazma, Sağlık Eğitimi, Bilgisayar, Ev Ekonomisi kurslarımız var. Biz bunların hepsinden faydalanabiliyoruz. Örneğin ben dikiş bölümde olduğum halde nakış bölümü arkadaşlarımdan yardım alabiliyorum. ÇATOM�da yardımlaşmayı birbirine sevgi ve saygıyı öğretiyorlar. İçimde kalan öğretmen öğrenci ilişkisini ÇATOM�daki öğretmenlerim sayesinde o zevki tattım. Bir sıkıntım varsa paylaştım bütün sıkıntılarıma çözüm buldum. Bize verdikleri güvenle bir şeyler başaracağımıza bizi inandırmışlardır bu güven çerçevesinde onları hayal kırıklığına uğratmamak için elimizden geleni yapacağız. ÇATOM�un bir diğer yararı ise kendi ayaklarımın üzerinde durmayı kendime güvenmeyi ve kendimce bir şeyler yapabileceğimi öğrendim. Benim ÇATOM�a gitmeyen arkadaşlarıma şu tavsiyelerim var. Eğer gerçekten hayatında yenilik, iyi dostluk, iyi ortam istiyorsa ÇATOM�a gitmeliler. Eğer ÇATOM�a gitmeye karar verirlerse pişman olmayacaklar. Az da olsa ailesine bir katkıda bulunduğu zaman mutlu olacaklar. Medine Samuk, Mardin-Nusaybin ÇATOM Sorumlusu Ortaokulu dışardan okuyan bayanları kayıt için ailelerini ikna etmek için neler yaşadığımızı anlatmama gerek yok. Şimdi 55 bayanı okutuyoruz. Ücretleri kaymakamlıktan sağlandı. Sınav günü erken kalkıp ÇATOM�a arabaları getiriyoruz. Bizim gözetimimizde yoklama yaparak bayanları tek tek bindirip onlarla sınav yerine gidip, yine tek tek sınav yerine bırakıyoruz. Gelirken de yoklamalarını alarak herkesi ÇATOM�a getiriyoruz. Böylece ailelerin de mazeret gösterecekleri bir şey kalmıyor. Bu yıl bir kaç kişinin babaları geldi. ÇATOM�u tanımak isteyip kızlarını okula göndereceklerini söylediler. Dışarıya çıkmalarına izin verilmeyen genç kızlar, şimdi haftanın belirli günlerinde ÇATOM�a gelip matematik, fen, Türkçe, İngilizce derslerine katılarak içine bile giremedikleri okul hayatını yaşıyorlar. Üniversiteye giden öğrenciler gibi kitap ve defterlerine sarılarak ÇATOM�a gelmeleri ve birbirlerine problem sormaları bizi gerçekten çok mutlu ediyor, ne kadar büyük işler başardığımızı daha iyi anlıyorum. Genç kız ve kadınlarımız eğitime aç. Dul bir bayanımız Milli Eğitim Müdürünün bize bir ziyaretinde �ne olur, bizi eğitin, bize de diğer öğrencilere verdiğiniz ilginin aynısını verin. Biz okumak eğitilmek istiyoruz� demesi orada bulunan herkesi çok şaşırtmıştı. ÇATOM�a katılımcı getirmek için neler yaşadığımızı söylememe gerek yok. Kızlarını ÇATOM�a bile göndermekte tereddüt yaşayan Nusaybin'li ailelerin, şu anda 8 kızı Kilis'te bir eğitim programına katılmaktadır. Nusaybin'de, bizim burada böyle bir şeyi yapmak gerçekten kolay değil. Şimdi rahatlıkla Mardin'e yanımızda eğitime götürebiliyoruz. Birlikte etkinlikler yapıp her faaliyeti yaptırabiliyoruz. Bazı durumlarda aileleri de işin içine katıyoruz. Bir kızın çalışması ayıplanıyordu. Şimdi iki dul bayanımızı kendi ayakları üzerinde durabilecekleri ve rahat hissedebilecekleri işlere yerleştirmişiz. Bir bayanımıza ev kiraladık, herkes evinden bir şeyler getirdi, ufak eşyalar tamamlandı. Buzdolabı ve çocuklarına televizyon istiyor. Bunlar pahalı diye yardımcı olamadık. Ama bunu da yapacağımıza inanıyorum. İki ay önce bir bayan ÇATOM�a geldi. Eşinin öldüğünü ve 8 çocuklu olduğunu, erkeklerin küçük olduğunu söyledi. Demek istediği kızları çalıştıramayacağı ve ayıplanacağıydı. İnanın arkadaşlar, karşıdaki kişinin güvenini kazandıktan sonra ve o güveni aldıktan sonra yaptıramayacağınız şey yok. Şimdi o bayanın üç kızı, biri mağazada biri çikolata bayisinde ve biri de ilköğretim okulunda çalışıyor. Ayda bu üç genç kızımız 750 YTL eve götürüyorlar. Her iş çıkışlarında birbirlerini tutup beni ziyarete geliyorlar. Emine Hayta, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Katılımcısı Merhaba; ÇATOM katılımcısıyım Sizlere biraz kendimden bahsetmek istiyorum.22 yaşındayım. İlkokul 3. sınıfa kadar okudum ve daha sonra kızlar okumaz diye okutmadılar. Bilmiyordum ki kızların da okumaya hakkı varmış, daha sonraları öğrendim. Halı atölyesine gittim. 6 ay orda çalıştım. Sonra halı atölyesi kapandı, ayrılmak zorunda kaldım. Birkaç ay sonra bir trikotaj atölyesine gittim. 8 ay orada çalıştım. Birincilikle belgemi aldım. Kurslar bitmişti ve ben yine eve kapanmıştım. Ama içimde hep bir yükselmek hep bir yerlere gelerek kendi ayaklarım üzerinde durup daha da zirvelere çıkmak istiyordum. İmkansız imkansız... Hep hayalimde bir iş kadını olmak vardı. Bu hayalimi gerçekleştirmek içim kendime bir örgü makinesi aldım. Babam almamı istemiyordu ama direterek makinemi aldım. 8 yıl evde örgü yaptım. Sonra ÇATOM diye bir yerin varlığından haberdar oldum. Gitmeme izin vermediler. O akşam sabaha kadar ağladım ama amacıma ulaştım. Ailem izin verdi. Hiç unutamıyorum ilk gittiğim günü çok çekindim. Fakat o ortama girince bırakamıyorsunuz, şimdi de o ortamın aşinasıyım. 2. Kademe sertifikamı aldım. ÇATOM�un sayesinde benim de bir ilkokul diplomam var. Biçki-Dikiş, el sanatları, nakış, bilgisayar, sağlık ev ekonomisi beslenme eğitimi aldım. Bu eğitimlerle beraber daha da bilinçlendim. Benim çocuklarım benim gibi olmayacak... Yalnızca bunlara katılmadım ki. Onlarla beraber panellere, sempozyumlara, sinemaya, açılış programlarına, piknik, gezi, çaylar, partiler, özel gün ve kutlamalara katıldım. Aradığım her şeyi ÇATOM�da buldum. Mikro Kredi diye bir şey duydum ve ÇATOM�a koştum. Hocam bana yol gösterdi bana her şeyi anlattı. Daha sonra Belediye�den arkadaşlar ÇATOM�a geldiler, bana yol gösterdiler. Kredinin amacı ev eksenli çalışan ve mağdur durumda olan bayanlara yönelikti. Bana çok iyi bir fikir geldi, Kazanacağım, yaşlı anne ve babama kardeşlerime bakacaktım. Belediye�ye gittim artık hayallerim yavaş yavaş gerçek oluyordu. Şans benim yüzüme gülmeye başlamıştı. Kendimi bir iş kadını gibi hissediyordum. Belediye�den aldığım parayı değerlendirdim fakat bu arada geri ödemelerde başlamıştı.11 ay süren bu ödemelerimizi nasıl ödeyeceğim diye düşünürken yine şans yüzüme güldü. ÇATOM�dan beni aradılar. Fıstık ayıklanacakmış ve ben de hemen katıldım. Hiç boş durmamalıydım çalışmalıydım. Artık ben para kazanıyordum, artık ben aileme bakıyordum, artık ÇATOM benim bir evimdi. Bir gün ÇATOM�a bir bayan geldi. Benimle biraz sohbet etti. Kendimi anlattım, ne kadar zorlu çektiğimi, hayatla geçim kavgasıyla nasıl mücadele ettiğimi ve ÇATOM�un benim hayatımı nasıl etkilediğini, bir dönüm noktası olduğunu ve ben artık farklı bir Emine oldum. Ailemin bakış açısı farklı oldu. Ailem bana o kadar güvenmeye başladı ki bir şey olduğu zaman benim fikrim daha baskın olmaya başladı. Daha sonra bu bayan beni Mardin�e seminere davet etti. Nasıl gidecektim, korkumdan aileme nasıl söyleyecektim. Eve gidince konuyu yavaştan açmaya başladım ve ailem de hocamın sayesinde bana izin verdi. İlk defa Urfa dışına çıkıyordum ve yalnızdım. Ailem yanımda yoktu ama hocalarım yanımdaydı. "Ya bu rüya mı yoksa gerçek mi?" diye kendi kendime söyleniyordum ama gerçekti. O akşam sevincimden uyuyamadım. Ertesi gün yola çıktık. Önce kalacağımız otele gittik. İlk defa yalnız bir yatakta yattım bana yalnızca bana ait bir yataktı... Ve ben kendimi çok şanslı hissettim. Çok heyecanlıydım... Düşünün ki ben komşuya bile tek başıma gidemezken şimdi Mardin deyim. "Allahım" diyordum "sana binlerce kez minnettarım". Çok kalabalık bir seminerdi. Birbirinden bilgili insanlar vardı. O an kendimi gerçek bir iş kadını gibi görmeye başladım. İlk defa yemekte çatal, bıçak kullanıyordum, kot pantolon giyiyordum. Anlatmakla bitiremem ki ikinci gecenin sonunda gece yapıldı. Hocalarımdan istedim bende kalktım oynamaya, eğlenmeye başladım. Ben apayrı dünyadaydım... Hayatım boyunca böyle güzel bir gün yaşamayacaktım. Her anı güzel şeylerle geçirdim ve hazırlıklar yapıldı. Geri dönüş saati yapıldı. Ben kendi mezarıma geri dönüyordum. Ama güzel bir 3 gün yaşadım. Bana bunu sağladıkları için önce ÇATOM�a daha sonra beni davet eden UNDP�ye teşekkür ederim. Ben şimdi çok farklı bir EMİNE oldummm. BENİ AYDINLATAN GÜNEŞ - Nafile YILDIZ, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Sorumlusu Ben Nafile Yıldız.18 yaşındayım. Ev kızıyım. Öncelikle eski hayatımdan bahsetmek istiyorum. Eskiden temizlik,bulaşık,ütü vb. işlerle uğraşıyordum. Bir gün çok sevdiğim arkadaşım bana ÇATOM�dan bahsetti. Orda okuma-yazma, biçki-dikiş, nakış, el sanatları, ahşap boyama, kumaş boyama, ev ekonomisi ve beslenme, sağlık eğitimi, İngilizce, bilgisayar ve gezilerden bahsedip bana tavsiye etti. İlk önce "olmaz" dedim, daha sonra ise "neden olmasın" dedim. Aileme söyledim beni göndermeleri için yalvardım. Ama maalesef tüm çabalarıma rağmen göndermediler. 1 yıl boyunca umudumu hiç kaybetmedim ve hep yalvardım. Daha sonra 1 ay ağabeyimden ve babamdan gizli gittim. Daha sonra ÇATOM evimize katkıda bulundu, hocalar ve sorumlumuz eve gelerek ailemle görüştü. Ailem beni rahatlıkla göndermeye başladılar. Şimdi annem sabah fırına giderken banada ekmek alıp ÇATOM�a bırakıyor ve öğretmenlerimle sohbet ediyor bundan çok sevinç duyuyorum. Ailem kapalı, dar görüşlü bir aileydi şimdi ise gitmediğim günler "geç kaldın neden bugün gitmedin" diye bana soru soruyorlar. Artık özgürce gidip geliyorum. Burada bütün faaliyetlere katılıyorum. En azından bir nakış mesleğim oldu. Ve burada çok isteyip de yapamadığım şeyi yaptım okudum. Ailem beni okutmadığı için okuma-yazmam yoktu. Kız çocukları okutulmaz hep itilip, kakılırdım. Ailem beni çok ezdi. Beni 19 yaşında birine vermek istediler ama artık gözlerim açılmıştı. Direndim direndim... Beni veremediler başlık parasını alamadılar çok üzüldüler ama zaman geçtikten sonra onlar da hatalarını anladılar. Evde gazete, defter ve otobüse bindiğim zaman kara cahil değildim artık her şeyi öğrendim. Yarının iyi bir annesi ve ben çocuklarıma iyi bir gelecek hazırlayacağım.1. ve 2. Kademe okuma-yazma belgelerini aldım. Şimdi ÇATOM�a geldiğim için çok mutluyum... Hocalarımı çok seviyorum. Çünkü onlar yeri geldiği zaman bizlere annelik, babalık, ablalık, hoca değil de bizlerle arkadaşlık yapıyorlar. Derdimizi dinleyip bizlere yardımcı oluyorlar gerekirse ailelerimizle görüşüyorlar. Onlara sonsuz teşekkürler. Şükranlarımızı borçluyuz size az ve öz olan hayatımı anlattım. Bu güneş beni çok aydınlattı. ÇATOM�ların çoğalmasını bizler gibi katılmalarını istiyoruz. Beni aydınlatan güneşin onları da aydınlatmasını istiyorum. Hakkımı savundum hak alınmaz verilir bunu öğrendim. Yaşasın ÇATOM... Sevgilerle... Fatma ÇİÇEK, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Sorumlusu Sevgili ÇATOM, Ben Fatma Çiçek. 27 yaşında genç kızım. ÇATOM kursiyeriyim aynı zaman da ÇATOM kurul başkanıyım. Benim ÇATOM�da 4. yılım. Buraya gelmem bir arkadaşımın sayesinde oldu. Şu an bile arkadaşımla devam ediyoruz. Hayatımda çok şey değişti. Okuma-Yazma öğrendim. ÇATOM içersindeki bütün faaliyetlere katılıyorum. Hane ziyaretlerine çıkarak kendimi örnek vererek aileleri teşvik ediyorum. Alan taramasında kendime güvenim daha çok geliyor çünkü kendimi diğer insanlardan şanslı görüyorum. Daha önceki Fatma okuma-yazması olmayan cahil kendi halinde sessiz bir kızdım. Şu an kendi ayaklarının üzerinde duran kendine güvenen, atik, çevik. cesur, başarılı örnek bir insanım. ÇATOM hayatımda çok şey değiştirdi. Örneğin görmediğim yerleri, bilmediğim şeyleri, tanımadığım insanları tanıdım. Mutluydum benim ailem bana destek çıktı. ÇATOM�a gelmemi sağladı. ÇATOM�da arkadaşlığı, insanlığı, sevgiyi, paylaşmayı, dostluğu öğrendim. Ben sevgi hem de sevilmeyi öğrendim. Dünya Kadınlar Gününde panel de konferans da çıkıp konuşmalar yaptım şiir okudum. O kadar kalabalıktan çekinmeden heyecanlanmadan büyük bir coşkuyla görevimi yerine getirdim. Birlik, beraberlik, iş bölümü nasıl yapılıyor onları öğrendim. Kendi işini kurmak isteyen bayanlara yönelik olan eğitimlere de katıldım. Arkadaşlık kavramını öğrendim. Sağlık eğitimlerine katılarak eğitimlerimi tamamladım. Bilinçlendim. İleride evlenirsem Aile Planlamasından yararlanacağım. Aldığım diğer eğitimlerle de eşimle daha iyi bir iletişim kuracağım. Çocuklarıma iyi bir anne olacağım en önemlisi kızım olursa onu okutacağım. Benim gibi cahil kalmasın haklarını savunsun . Bilgisayar eğitimi aldım. Aldığım eğitimi her yerde söylüyorum insanlar ağzı açıkta beni dinliyorlar. "Sen şimdi bilgisayar kullanmasını biliyor musun" diyorlar. Ben de onlara ÇATOM bizlere neler neler verdi. Bana bakıp da benimle beraber gelenler var. Teşekkürler ÇATOM Anzılha DEMİR, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Sorumlusu Ben Anzılha Demir. 42 yaşındayım. Bu yaşıma kadar cahil hiç bir şey bilmeyen bir insandım. 18 yaşında evlendim. Ailem beni berdel olarak verdi. Evliliğim çok güzeldi eşimi çok seviyordum ve çok mutluydum. Berdelim eşiyle anlaşamayınca ayrılana kadar. Beni ailem zorla eşimin yanından aldılar. Küçük çocuğum vardı elimden alıp sevdiğim eşime verdiler o da bakamayınca çocuğum da öldü. Babamdan nefret ettim "sen o eve gidersen seni öldürürüm" diye tehdit ediyordu. Eşim ve ben birbirimizi çok severken birbirimizden ayırdılar. Beni kalkıp bir başkasına verdiler. Şimdi 5 çocuğum var. Daha sonra ÇATOM diye bir yeri duydum ve gelmeye başladım. ÇATOM bana neler getirdi bir bilseniz.... Resmi nikahımı yaptılar. Önceki evliliğimde nikahım yoktu daha sonra bilinçlendim anladım ki nikahım olsaydı babam mutluluğumu bozamazdı beni ayıramazdı. İş işten geçmişti. Okuma-Yazma öğrendim sertifikamı aldım. Mesela telefon çaldığı zaman "ne" derdim şimdi kibar bir şekilde "efendim" diye cevap veriyorum. Otobüse bindiğim zaman yanlış biniyordum şimdi ise kendime güvenerek her yere gidebiliyorum. Biçki-Dikiş kursuna geliyorum çocuklarıma kıyafetler dikiyorum. Sağlık eğitimi derslerine geliyorum eğitim alarak aldıklarımı da uyguluyorum. Ev Ekonomisi dersine katılıyorum daha temiz daha güzel pastalar, yemekler, tatlılar yapıyorum gücüm hangisine yetti ise onu yapmaya çalışıyorum. Maddi açıdan hiç gelirim olmadığı için eşim inşaat işçisiydi. Çalıştığı bina üzerine çökünce şu an evde yatalak bir şekilde yatıyor. ÇATOM bana yardım etti. Vakfa kaydederek yemek ve erzak yardımı alıyorum. Giyim yardımı yapıyorlar ondan yararlanıyorum. Kızım Çocuk Okuma Odasından yararlanıyor ve ÇATOM sayesinde burs alıyor. ALLAH ÇATOM�dan razı olsun her şeyimi karşıladı. Hocalar yeri geldi bana annelik etti yeri geldi bana arkadaş bacı oldu. En güzel olan yanı okumayı öğretti. Konuşmayı öğretti. Sinemaya, pikniğe, konferansa, panele her yere beni davet etti. Bir panel de konuşma yaptım. Bir eğlencede ortaya çıkarak oynamaya, eğlenmeye katıldım. Hayata geri dönderdi beni yaşama sebebim oldu. Sabah kalkar kalkmaz ilk geleceğim baba evim ÇATOM oldu. Mutluyum cahil değilim artık şimdi yalnız başıma her yere gidebiliyorum. Kendime güveni arttı. Haklarımı savunabiliyorum... Kendimi seviyorum babamı sevmiyorum ama öldü ölüsüne bile gitmedim. Keşke yıllar önce ÇATOM olsaydı ben bu halde olmazdım. ÇATOM SENİ SEVİYORUM çok mutluyum. Herkese teşekkür ediyorum bana bu imkanı sağladığı için benim gibi bayanlar cahil kalmasınlar okusunlar ki benim yaşadıklarımı yaşamasınlar. Benim adım ANZILHA ama benim hayatım dert, çile, keder, hazin dolu bir hayat yaşadım. Sevgilerle... Fadile PINAR, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Sorumlusu Merhaba adım Fadile Pınar. 55 yaşındayım. 2 yıldır ÇATOM�a geliyorum. Burda okuma-Yazma öğrendim okumanın yaşı yok derlerdi inanmazdım. Şimdi ise hem okuyor hem de yazıyorum. 5 çocuğum var biri evli diğerleri bekar. ÇATOM sayesinde ufkum genişledi. Feodal aile yapımda biraz değişiklikler oldu. Eşim kızlarını okutmazdı "kız çocuğu okuyup da ne olacak" derdi. Ama ben kızımı okuttum şimdi ise lise son sınıfta. ÇATOM sayesinde kızıma burs veriliyor okumasına destek sağlıyor. Eşim değişti ben değiştim. Elimden geldiği kadar çevremdeki ailelere kız çocuklarını okumaları için teşvik ediyorum ve kendimi örnek gösteriyorum. ÇATOM�a Ev Ekonomisi dersi alıyorum. Bu dersle maliyeti düşük beslenme değeri yüksek yemekler, tatlılar, pastalar öğrendim. Çok mutluyum yaşım ilerlediği halde ben okuma-yazma öğrendim. Artık otobüse bindiğim zaman yanlış binmiyorum şoförler beni yarı yolda indirmiyor. Sağlık Eğitimi dersi aldım ve çocuklarıma daha iyi bakmayı kendimi yetiştirdim. Şanslıyım bizim ÇATOM�umuz vardı ama başka insanların yoksa onlar ne yapıyorlar? ilerim ki her yerde böyle güzel bir yer olsun. Eğitim versin geleceğin en güzel annelerini yetiştirsin. Bana bu yaşımda saygıyı, sevgiyi,hoşgörüyü en önemlisi insan olmayı öğretti. Her doğan günün ardında bir güzellik vardır ben bunu ÇATOM�da gördüm. Sinemaya,pikniğe,eğitimlere ve her türlü etkinliklere katıldım. Şimdi ise arada bir ÇATOM�a geliyorum hocalarımla sohbet ediyorum onlar küçükle küçük , büyükle büyük oluyorlar. Ben cahil kalmadım dilerim ki bütün bayanlar da cahil kalmasın. Sevgilerle... Bedriye BAYKUŞ, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Sorumlusu Merhaba, Ben Bedriye Baykuş. ÇATOM�a 2 yıldır devam etmekteyim. Okuma-yazma, sağlık eğitimi, ev ekonomisi, beslenme eğitimi programlarına katılıyorum. 37 yaşındayım ve 3 çocuk annesiyim. En güzel yanı eşimle beni daha birbirimize bağladı. Bilinçlendim kendime olan özgüvenim arttı. Eskiden dışarı çıkmaktan çekinirdim. Otobüs duraklarında bekler muavinin bağırmasını beklerdim. Şimdi her şeyi öğrendim kendimle gurur duyuyorum. Mutluyum çünkü bizim bir ÇATOM�umuz var koşup gelebileceğimiz bir yerimiz var. Yaşasın ÇATOM. Beni görgülü insanlara karşı sevecen biri etti. Sevgilerle. ÇATOM�A MEKTUP VAR... - Kadriye GÜNEŞ, Mardin Ömerli ÇATOM Merhabalar ben Kadriye GÜNEŞ, Bu sene liseyi bitirdim. Binlerce arkadaşım gibi benim de en büyük hayalim üniversite kapısından içeri girmektir. Bu noktaya gelmem de bana yardımcı olan ÇATOM çalışanlarına, Gül ablaya, eğitimimizi yürütmemizi sağlayan burs verenlerimize sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Ve benim aracılığımla Ömerli halkının duygularını yansıtan Ömerli ÇATOM�a bir mektup var... Hasret ile başlasın bu mektup. Yüreğimizin bir yerlerinde saklanmış akmak için gözlerimizden izin bekleyen bir damla göz yaşıyla başlasın. Hayata hakim değil de mahkum olmuş Ömerli insanlarının mektubu olsun. Umutları kırılmış olsa da dimdik ayakta durmayı başaran Anadolu insanını anlatsın bu mektup. Kızların dar bir pencereden hayatın akışını takip ettiği annelerin ezilmişliğine tanıklık eden bir kentten Ömerli�den mektup var, ÇATOM�a. Tam bütün umutlar ve hayaller suya düşmüşken imdada yetişen bir el misali tutup karanlıklardan kurtaran ÇATOM�dur bizleri. Bizler için yaşam kaynağı olduğu içindir belki de bu kadar anlamlı oluşu. Okuma yazma bilmediği için yüreğinde hep bir kırgınlık taşıyan insanların öğretmeni, evde dört duvar arasında hayatını sürdürmek zorunda olan genç kızların geniş dünyasıdır bazen de. Adı umut olan bir nehir gibi akıyor Ömerli içinde ÇATOM. Alıp bizi mahkumu olduğumuz dar dünyamızdan kurtarırken bir anneden farksızdır. Bekletilmiş özlemlerimizle bizi buluşturduğun için, hayallerimizi bize geri verdiğin için, annemi cehaletten, ablamı dört duvar arasından kurtardığın ve beni hayata en iyi şekilde hazırladığın için TEŞEKKÜR EDERİM ÇATOM. En önemlisi de Ömerlime hayat verdiğin için TEŞEKKÜR EDERİM. Emine Aydın, Mardin KIZILTEPE ÇATOM Ben Kızıltepe�de doğup büyüyen bir genç kızım. İlkokul 5. sınıfa kadar okuyabildim, ondan sonrasına ailem göndermedi. Ben ve arkadaşlarım babama ısrar etmemize rağmen babam beni okula göndermedi. Şimdi ise pişman olduğunu söylüyor. Arkadaşlarıma göre çok özgür bir hayatım var bunu yabana atamam. İstediğim gibi gezip dolaşıyordum ama benim istediğim bu değildi. Defalarca sordum kendi kendime "benim aradığım şey nedir" diye. Okul istiyordum ben, bir derse çalışmak istiyordum, arkadaş topluluğuyla pikniğe gitmek istiyordum, el becerilerimin olmasını istiyordum, farklı sahalarda eğitim görmek istiyordum ve sonunda istediğimi buldum. Ben ÇATOM�u arıyordum çünkü aradığım her şey ÇATOM�da mevcuttu. El becerisi istiyordum, ÇATOM el sanatları bölümünde makine nakışları kursunda eğitim gördüm. Çok güzel nakış yapıyorum, mutfak takımı yaptım, arkadaşlarım şaşırdılar bana "bunları gerçekten sen mi yaptın inanmıyoruz" diyorlardı. Çünkü ben daha önce iğne tutmayı bile bilmiyordum. Uzman doktorlardan eğitim alıyoruz normal zamanda hastaneye gitsek bir psikolog bize ancak yirmi dakikasını ayırabilir ama bize ÇATOM�da haftanın tam bir gününü ayırıyor ve ondan çok şey aldığıma inanıyorum. Haftada bir kitap bitiriyoruz, bu sayede psikolojinin ne anlama geldiğini öğrendik. Kadın doğum uzmanı geldi hastalıklardan korunmayı öğrendik ve en önemlisi ÇATOM Sorumlusu Leyla Onur Yanar�dan çok şey aldım bize söylediği bir lafı vardı "biz burada sadece dikiş nakış kursu öğrenmiyoruz biz burada hakkımızı aramayı ve savunmayı da öğreniyoruz Hakkınızı savunun" bu cümlesi günlerce beynimde çınladı ve ben bu lafı hiçbir zaman unutmayacağım. Babam bana ne konuşuyorsun diyor, arkadaşlarım ÇATOM�a gittiğinden beri çok değiştiğimi söylüyorlar. Eskiden onlar bana "eve gideceğiz vaktimiz yok" diyorlardı şimdi ben aynısını söylüyorum. Bazen beni görebilmek için evimizde saat 5�e kadar bekliyorlar ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Artık benimde bir okul hayatım var. ÇATOM�u ben bir üniversite olarak nitelendiriyorum geçen hafta psikoloji dersinde psikolog Bedrettin ERTEKİN dedi ki "sen kendini çok iyi ifade edebiliyorsun, görüşünü açıkça belirtebiliyorsun". Bu demek oluyor ki ben ÇATOM�dan çok şey almışım. ÇATOM sorumlusu Leyla hanımdan anlayış ve hoşgörüyü öğrendim hocalarımızdan da sabrı ve birliği öğrendim. ÇATOM bireysel görüşlerin değil kolektif gerçeklerin okuludur. Okuldan çıkıp eve gittiğim de iç muhasebe ediyorum kendi kendime ve yüzümde sıcak bir tebessüm kaldığını görüyorum. Ben Çatom�dan çok şey aldığıma inanıyorum. Bana sorsalar hayatta yaptığın ve pişman olmadığın tek şey nedir diye hiç tereddütsüz ÇATOM diye haykırırım ve ÇATOM da katılımcı olduğum için çok mutluyum ve ÇATOM�un kuruluşunda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Mehtap DURSUN, Mardin Kızıltepe ÇATOM Merhabalar ben Mehtap DURSUN Ortaokul Mezunuyum. 6 çocuklu bir ailenin kızıyım. Öncelikle şunu söylemek istiyorum ÇATOM�dan önceki halim bulaşıkları yıkardım, evi temizlerdim ve okulu yarıda bırakan bir zavallıydım. Günün 24 saatini içerde geçirirdim, tıpkı hapishanede yaşayan mahkumlar gibiydim. Evde otura otura bunalırdım, hep ailemin dediğini yapardım ama gönlümce bir şey yapamazdım. Yazın herkes tatile gidince benim günüm her zaman tarlalarda çalışmakla geçerdi. Dışarıya çıktığım zaman liseye giden öğrencileri görünce gerçekten bunu içten söylüyorum içim parçalanırdı ve kendi kendime derdim ki "ben de liseye giden öğrenciler gibi değil miyim, benim de hayallerim yok mu" diye kendi kendime söylerdim. Ama iyi ki ÇATOM gibi bir yer açıldı ve bizler öğrenci gibi gidip geliyoruz ve bundan çok mutluluk duyuyorum ve kendimi çok şanslı görüyorum ÇATOM�u da liseden daha çok üstün görüyorum. ÇATOM�da gerçekten sevgiyi, saygıyı, sevmeyi, sevilmeyi, öğrenmeyi, öğretilmeyi, sıcaklığı, dostluğu ve arkadaşlığı ÇATOM�da öğrendik. Hepimiz ÇATOM�u çok seviyoruz. Üstelik Kızıltepe Kaymakamlığına, GAP İdaresine çok ama çok teşekkür ederiz. Allah Leyla hanım gibi birisini karşımıza çıkardığı için çok ama çok şanslıyız. Umarım ÇATOM hiç kapanmaz. SAYGILARIMLA... Fatma GÜLTEKİN, Mardin Ömerli ÇATOM Katılımcısı ÇATOM'da ikinci yılım. Bu iki yıl hayatıma çok şey kattı. Önce arkadaş çevrem genişledi. El becerim arttı. Dahası bugüne kadar yaşadığım bu küçük ilçeyi daha iyi tanımamı sağladı. İki yıl öncesine kadar Ömerli'yi böyle bilmiyordum. ÇATOM gönüllü saha grubunun bir üyesi olarak yaptığımız çalışmalar benim ve arkadaşlarımın yaşadığımız bu yeri daha iyi tanımamızı sağladı. Ailelerin yaşam mücadelesi, mağdur insanlar, genç kızların yaşam sıkıntıları ve daha yazamadığım bir çok şey. Bugüne kadar yaşadığım yere ne kadar yabancı ve burada olmama rağmen bunlardan ne kadar uzakta yaşadığımı fark ettim. ÇATOM�u tanımamış olsaydım yaşadığım bu yerden, bu insanlardan, yaşadığım bu yerin gerçeklerinden kim bilir daha kaç yıl uzak kalırdım. Sadece bu değil ÇATOM�da maddi ve manevi her şeyi görüp öğreniyorum. Mesela ben 8 Mart'ın benim günüm olduğunu bilmiyordum. Ama ÇATOM sayesinde bu günü öğrenmekle kalmadım, bu günü bütün kadınlarla birlikte kutladım. Sağlık dersinde öğrendiklerimin faydasını daha şimdiden görmeye başladım. Özellikle ilerde kendi yuvamı kurduğumda bilinçli bir anne ve birey olacağım için şimdiden çok mutluyum. Ayda bir aldığımız Hukuk Eğitimi sayesinde medeni yasanın biz kadınlara tanıdığı hakları öğreniyoruz. ÇATOM'da öğrendiklerimin bunlarla sınırlı olmayacağını da biliyorum. Hayatımda yarın nelerin olacağını bilmiyorum, tabi bunun garantisi de yok, ama şunu biliyorum ki ÇATOM'da öğrendiklerimin yararını her zaman göreceğimden eminim. Hülya AKGÜL, Mardin Ömerli ÇATOM Katılımcısı ve Makine Nakışları Eğiticisi Ben Hülya AKGÜL, 1977 Ömerli doğumluyum. 1996 yılında görücü usulü ile evlendim. Mutlu bir evliliğim vardı. Ta ki 9 Ağustos sabahına kadar. Balkona çıktım, evimin karşısında bir kalabalık. Ne olduğunu anlayamadım. Aklıma hiç gelmeyen bir şey. Küçük bir çocuk kapıya gelip eşimin kaza geçirip, ayaklarının kırıldığını söyledi. Koşar adımlarla merdivenleri nasıl indiğimi hatırlayamıyorum. Olay yerine gittiğimde olaydan yarım saat geçtiğini ve Mardin Devlet Hastanesine kaldırıldığını söylediler. "Bir şeyi yok" hep aynı sözler. Hemen arabaya atlayıp ben de Mardin�e gittim. Acil Servisin kapısında arkadaşını gördüm. Elbiseleri baştan aşağı kan içindeydi. Ama her şeye rağmen içimde küçük bir umut vardı. Çocuğa yaklaştım. "Ne oldu" diye sordum. Bir şeyi olmadığını söyledi. Bir daha bağırarak sordum. "Doğruyu söyle" dedim. "Başın sağ olsun. Öldü" dedi. Tamir etmek için altına yattığı kamyon başını ezmiş ve beyin kanaması geçirmişti. Dünyam başıma yıkılmıştı. Henüz 54 günlük evliydim ve ellerimde kınalarım vardı. Tek hatırladığım, etrafımdaki onlarca insan olduğu, hepsinin ağzından "yazık, çok yazık" sözlerinin döküldüğü. Aylarca eve kapattım. Artık hiçbir şeyin anlamı yoktu. O sıralarda ÇATOM faaliyete geçmişti. ÇATOM�la ilk tanışmam 1998 senesindeydi. İki yıl aradan sonra ilk defa bir toplum arasına giriyordum. Kendimi makine nakışları ve sağlık kursuna yazdırdım. Haziran ayına kadar kursa devam ettim. Sergimiz olduktan sonra kilim kursu hariç faaliyetler durduruldu. Bütün zamanım kursta geçtiği için evde oturmak artık zor geliyordu. En büyük hayalim yedi sene devam ettiğim makine nakışları kurs hocalarımın bana öğrettiğini, benim de başka kızlara öğretmemdi. Sürekli usta öğreticilik için müracaat ettim. 26 Nisan'da ÇATOM Sorumlusu Gülseren Büyükyıldız'la görüşmeye gittim. Bana karşı çok sıcaktı. Tokalaşmak için elimi uzattım. Ama beni hiç beklemediğim bir biçimde kucaklayıp öptü. Orada bir saat kaldım. Görüşme olumlu geçmişti. Hayallerim gerçek olmuştu. Çok mutluydum. İnanmıyordum. Saha çalışması yaptım. Katılımcılar yavaş yavaş toplanmaya başlamıştı, güzel ve sıcak bir kalabalık, sevdiğim işi yapıyordum. Aradan dört ay geçti, artık katılımcılar da nakışı öğrenmişti. Kimisi dışarıdan sipariş alıyor, kimisi de yaptıklarını satıyordu. Bu beni çok mutlu ediyordu. Eylül ayında İzmir Türk Kadınlar Konseyi Derneği ÇATOM�dan kızları, hem gezi amaçlı, hem satış için İzmir�e davet ediyordu ve bu geziye Ömerli ÇATOM�u temsilen ben gidecektim. Çok heyecanlanmıştım. Geziye beraber gideceğim arkadaşlarımı, oradaki ortamı merak ediyordum. Nihayet o gün geldi. Önce satış için olan eşyaları hazırlayıp arkadaşlarım ve öğrencilerimle vedalaştıktan sonra Mardin�e geçtim, orda ÇATOM misafirhanesinde bir gece kaldım. Orada İdil�den, Dargeçit'ten gelen arkadaşlarımla tanıştım. Hemen aramızda bir kaynaşma başladı. Sabah saat 7:00 de Şanlıurfa�ya doğru yola çıktık. Şanlıurfa�da bizi Gülşah Hanım karşıladı. Şanlıurfa�dan sonra bölgenin aracıyla İzmir�e doğru yola çıktık. Aracın içinde şarkılar söyleyerek, sohbetler ederek ilerliyorduk. Herkes birbirine karşı çok sıcak ve içtendiler ki sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz gibi. Sabah saat sekizde İzmir'deydik DDY Misafirhanesinde yer ayrılmıştı bize. Dernek başkanı Nilüfer hanım ve arkadaşları bizi karşıladılar. Hepsi çok içten ve çok sıcaktı. Ortamı hiç böyle tahmin etmiyordum. Dinlendikten sonra bizi alıp gezdirmeye başladılar çok farklı mekanlardı bunlar. Sergi EGS Park alışveriş merkezinde oldu. Orda giydiğim yöresel kıyafetle çok dikkat çekmiştim. Üç gün satış olacaktı. Akşamları misafirhanede kalıyorduk. Sabah kahvaltıyı orda yapıyor sabah 9'da gelip bizi alıyorlardı. Dernek üyeleri, incir altı, tarihi asansör, müzikli yemek, kemer altı, vapur gezisi bunların hepsi çok güzeldi. 9'dan 4'e kadar geziyor, sonra satış alanına geçiyorduk. Ürünlerimiz satıldıkça içimi bir sevinç alıyordu. Ve pazar akşamı sergiyi topladık. Pazartesi sabahı yolculuk vardı. Ayrılığın hüznü kaplamıştı içimi. Sabah 10'da yavaş yavaş toplanmaya başlamıştık. Dernek üyeleri bizi uğurlamaya geldiklerinde kendimi tutamayıp ağlamaya başlamıştım. Geri dönüş yolculuğu başlamıştı. Yolculuk sırasında eskiden Dargeçit'te görev yapmış olan ve şu an Uşak Sultanbeyli'de görev yapan Kaymakam Ahmet beyin evinde mola verdik orda çok duygulandım. Samimiyetlerini kıskanmıştım ama içinde kalan ve özendiğim bu ilişki şu an ki Ömerli Kaymakamı Savaş Ünlü sayesinde gerçekleşti. Çünkü; bizim kaymakamımız da ÇATOM�a ve katılımcılarına karşı çok sıcak ve içten. Şanlıurfa'ya kadar böyle devam ettik. Bazı arkadaşlarımızda burada ayrıldık. Benim için ÇATOM�la tanışmak tam anlamıyla ikinci bir hayat. Çok mutluyum. Esra GÜLTEKİN, Mardin Ömerli ÇATOM Merhaba. Ben Mardin�in Ömerli ilçesinde oturan 21 yaşında 8 çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuyum. Güneydoğuda yaşamak zordur hele bir de kadınsanız. Doğumumdan beri kadın olmanın eksikliği öğretilerek büyüdüm. Belki bu sebeple babam sadece ilkokulu okumamın yeterli olduğuna karar verdiği zaman karşı çıkamadım. Ama şimdi bana yapılan haksızlıklara karşı çıkabiliyorum. Çünkü üç senedir ÇATOM�u tanıyorum. ÇATOM'da katıldığım kurslar ile hem el becerilerimi hem de kendimi geliştirebiliyorum. Yaptığım ürünleri satma imkanı buluyorum. Kendi kazandığım parayla ailemin karşısına çıkıp "ben de bir işe yarıyorum" diyebiliyorum. Yine ÇATOM'da aldığım hukuk eğitimiyle bu ülkede kadınların da yasal hakları olduğunu öğreniyorum. Meğerse kadın ve erkek eşitmiş! Ben okuyamadım ama benim kız kardeşlerim ÇATOM'dan aldıkları eğitimlerine katkı burslarıyla okullarına devam ediyorlar. ÇATOM bize çok şey öğretti. Evimde olamadığım kadar rahatım ve orda benim de bir söz hakkım var. Orda toplumdan hatta ailemden görmediğim bir sıcaklık var. ÇATOM benim için bitmesini hiç istemediğim bir rüya gibi. Kapısından çıkınca uyandığım ertesi gün olsun da yine aynı rüyayı göreyim diye can attığım tarifi imkansız bir duygu bu. Benim gibi yaşayan tüm genç kız ve kadınların da bu rüyayı görmesini istiyorum. Özlem ÇAKAR, Mardin Merkez ÇATOM (Özlem ÇAKAR: 17 yaşında, Mardin doğumlu. 6 çocuklu bir ailenin kızı. Baba inşaat işçisi, şu anda işsiz. 1997 yılından bu yana ÇATOM�da kilim, bilgisayar, sağlık eğitimi, ev ekonomisi gibi çeşitli kurslara katıldı. Kilim kursundan aldığı sertifikayla Sakatlar Derneği�nde usta öğretici olarak görev yapmakta) ÇATOM�la nasıl tanıştığımı ve ÇATOM�un insan kişiliği üzerindeki olumlu etkilerini sizinle paylaşmak istiyorum. ÇATOM�la tanışmam okulu bitirdikten bir yıl sonra oldu. Maddi durumumuz elvermediğinden dolayı ve çok istememe rağmen okuyamadım. ÇATOM�da kilim kursunda çalışmaya başladım. Ev Ekonomisi kursuna katıldım, şimdi çok güzel kekler, pastalar yapıyorum. Sağlık dersinden, ana-çocuk eğitimi ve aile planlamasından edindiğim bilgileri önce anneme ve mahalle kızlarına, daha sonra köyde oturan teyzemlere ve köy kızlarına anlattım. Günümüz koşullarında bilgisayar teknolojisinden faydalanarak dünyanın her yerinde gezinti yapma olanağına sahip olduğumuzdan bilgisayar kullanmayı öğrenmek için ÇATOM�da açılan bilgisayar kursuna katıldım. Diyarbakır Büyükşehir Tiyatrosu�nun sergilediği oyunu ÇATOM�daki arkadaşlarla izlemeye gittik. Kurstaki arkadaşlarla beraber tiyatro grubu oluşturup amatörde olsa kendi çapımızda bir şeyler üretmeye çalıştık. ÇATOM�da bulunduğum süre içerisinde sosyal ilişkilerimin geliştiğine inandığımdan burada insanların düşüncelerine saygı göstermeyi, toplum içi davranışları ve insanlarla iletişim kurmayı öğrendim. Ördüğüm kilimin parasıyla Açık İlköğretime kaydımı yaptım ve en önemlisi Sakatlar Derneği�nde kilim hocası olarak çalışıyorum. Çevremdeki insanlar, ailem, arkadaşlarım her konuyu bana danışıp benimle paylaşıyorlar,bundan dolayı çok mutluyum. Ben ÇATOM�un eseriyim. Ben ÇATOM�un başarısının açık örneğiyim. Bundan dolayı ÇATOM�a ve ÇATOM�a destek veren herkese teşekkür ediyorum. Nice Leyla�ların nice Özlem�lerin ve nice Cahide�lerin yetiştirilmesi dileğiyle. Neslihan KILIÇ, Şanlıurfa Yakubiye ÇATOM Sorumlusu Mahallede yapmış olduğumuz hane ziyaretlerinde bilgilendirmelerimiz bazı ailelerde önemli sonuç yarattı. Örnek verecek olursak 9 çocuğu olan bir ailede 5 kız çocuğu okula gönderilmemişti. Bu ailenin hane reisi ile görüşülmesi, onun da gelip ÇATOM'u ziyaret etmesi katılanların hepsinin kadın olduğunu görmesi ve kızlarını rahatlıkla bizlere güvenerek 5 kızını da ÇATOM'a göndermesi bizlere büyük bir başarı sağladı. Yakubiye'de muhtarlık ve okullar tarafından toplu nikah konusunda duyurular yapılması ve muhtarların cuma vaazında mahalledekilere ÇATOM'u duyurması bizleri çok sevindirdi. ÇATOM'a kadın, erkek herkesin destek vermesi ve burada bizlerle iç içe bir aile olmamız onları ve bizleri çok mutlu etmektedir. Nimet YUMAK, Şırnak ÇATOM Kurulu Üyesi O kadar karmaşık duygular içerisindeyim ki şimdi neler yazabileceğimi bilemiyorum. Bu nedenle rasgele yazacağım. Ben ÇATOM�la gelen dostluğu, heyecanı ve bilgi paylaşımını anlatmak istiyorum. Geçen dönem benim halam, ÇATOM�da makine nakışları programına geliyordu. Bir gün ısrar etti ve ben de onunla beraber ÇATOM'da yapılan bir kutlamaya katıldım. Artık çoktan ÇATOM'la ilgili hayaller kurmaya başlamıştım. Ama evimiz ÇATOM�un çok uzağındaydı ve bu yüzden annem gitmemi istemiyordu. İçimdeki istek bu engeli de aştı ve şu an ÇATOM�dayım. Arkadaşlarım ve hocalarımla paylaşımlarımız çok güzel. Ben yaklaşık beş aydır buradayım. İlk geldiğim aylarda kurul diye bir şeyden söz edildi. Önce ne olduğunu öğrendim. Hemen sonra seçimler başladı. Ben de seçimlerde üye oldum ve seçimi iki arkadaşımla beraber kazandım. Yani kocaman ÇATOM�un kocaman kararlarına ben de katılıyorum. Burada birçok şeyi bir arada öğrendim. Bazen kuaförlük, bazen el sanatları, bazense makine nakışları programlarında eğitim alıyorum. Ayrıca Perihan hocamdan da bilgisayar eğitimi alıyorum. Her gün kurul üyelerinden biri Perihan hocamızın yanında kalıyor ve gerekli olan işleri, resmi yazıları , raporları, öğrenci listelerini , dosya düzenlenmesi ve gün içerisinde gerekli olan telefon görüşmelerini birlikte yapıyorlar. Herkes sırasını iple çekiyor. Bir gün resmi bir yazı yazacağım, bilgisayar kullanacağım, internetle tanışacağım hiç aklıma gelmezdi. İşte bu yüzden ben hafta içinin beş değil de yedi gün olmasını isterdim. Ya da sizlerden böyle bir isteğim olsun, ÇATOM hafta sonunda açık olsun. Bizlere burada bu güzel imkanlardan faydalanma imkanı veren ÇATOM'a, adının sık geçtiği fakat tanışamadığımız GAP İdaresi ve TKV'ye teşekkürler. Bahar BATARCI, Cizre ÇATOM�dan Bir Genç Kızın Heyecanı Ben Bahar BATARCI, 9 çocuklu bir ailenin yedinci çocuğuyum ve ilkokul mezunuyum. 25 yaşındayım. Cizre ÇATOM�a geldikten sonra yaşadığım güzel sürprizlerden birini size anlatacağım. Belki de Cizre gibi bir yerde hiçbir kıza nasip olmayacak kadar güzel bir olay. 28/11/2002 tarihinde, TRT GAP�ta yayınlanan "Gide Gide GAP" programına, canlı telefon bağlantısı ile katıldım. ÇATOM�daki ortamı, yaşadığım olayları anlatarak, Cizre�deki genç kızların yaşamış oldukları olayları belki de hayatımda ilk ve son kez televizyonda canlı olarak anlattım. Bana gösterilen ilgi ve şefkat karşısında çok duygulandım. Bugüne kadar hiç kimse beni bu kadar önemsememişti. Bu ortam beni çok mutlu etti ve yarınlara daha umutla bağlanmamı sağladı. Ayrıca programa katılmamdan dolayı çevremden ve arkadaşlarımdan aldığım tebrikler kendime olan güvenimin artmasını sağladı. ÇATOM�daki eğitimime ve açık öğretimden almayı düşündüğüm eğitime dört elle sarılmaya başladım. Programdan sonra İstanbul�dan bir ev hanımının beni arayıp tebrik etmesi ayrı bir güzellikti. Özlem AVUKA, Mardin Saraçoğlu ÇATOM Sorumlusu Bir çok örnek olay anlatabilirim. O kadar güzel, bazen de üzücü olaylar yaşıyoruz ki. Diyorum ya mahalle arasında olmak çok farklı. En güzel örnekler Hasine ablanın ev hikayesi. Nasıl zor durumda kalıp bizden yardım etmemizi istemesi, Müzeyyen ablanın kendi ve çocuklarına bakabilmek için dikiş makinesi arayışına girmesi, Vahide ablanın çocukları okutamayacağına üzülüp, kahrolup bizden bir umut beklemesi ve daha binlerce örnek verebilirim. Vahide abladan söz etmek istiyorum kısaca; Vahide ablamız okuma-yazma katılımcımız. Altı çocuklu bir anne. Eşi inşaat işçisi, rahatsız olduğundan pek çalışamıyor. Bir gün ağlayarak benimle bir şey konuşmak istediğini söyledi ve anlatmaya başladı. Meğer eşi artık iki kız çocuğunu okuldan alacağını artık okutamayacağını söylemiş O da "benim gibi kızlarım cahil olmasınlar okusunlar istiyorum. Bana bir yol göster ne yapabilirim" dedi. Ben onu görünce, hele anlattıklarını duyunca çok üzüldüm. "Acaba ne yapabilirim" diye düşündüm ve aklıma Ana-Kültür Derneği geldi. Hemen onları arayıp halen burs verip vermediklerini sordum. Onlar da üç isim alabiliriz dediler. Hemen üç isim verdim. Ama şimdi o üç isim 16 kişi oldu. Vahide ablaya müjdeyi verince o kadar sevindi ki. O sevincini hepimiz birlikte yaşadık. Biz de onunla çok mutlu olduk. Hasine ablamız da bir gün bize geldi, perişan bir durumda. Evini yıkılma tehlikesi ile mühürlemişler ve beş çocukla dışarıda kalmış. Bizden yardım istiyordu. Çok zor durumdaydı. Hemen Valinin yanına çıktık. ÇATOM okuma-yazma katılımcımız olduğunu söyledik ve durumu anlattık. Okuma-yazma katılımcısı olmasına çok sevindi ve ona bir yıllık ev tuttu. Ona giyim, gıda kömür yardımı yaptılar. Hasine hanım hepimize dert olmuştu. Bir şeyler yapmalıydık. Bir de en çalışkan katılımcılarımızdandı. Ve başardık. O da öyle sevindi ki... Bir şeyleri başardığımızı görmek, hele onları mutlu etmek bizi inanılmaz sevindiriyor, çalışma şevkimizi arttırıyor. Müzeyyen ablamız biçki-dikişe geliyor. Eşi üstüne kuma getirmiş kendisine ve çocuklarına bakmıyor. Bir gün TRT'den çekime geldiler. O da durumunu anlattı. 50 Milyon liraya bir dikiş makinesi gördüğünü, ama alamadığını, şayet alabilseydi dikiş dikip, çocuklarına bakacağını söyledi. TRT'dekiler de o parayı bana verip ona o beğendiği makineyi almamızı ve ÇATOM'da dikmesini istediler. Şu an makinesinin üstünde ve harıl harıl çalışıyor. Eskiden arada bir gelen Müzeyyen ablamız şimdi her gün geliyor. Ve çok mutlu. Onu makinenin başında çalışırken görüntüleyip bir teşekkür mektubu ile TRT'ye gönderdik. Sevgiler. Bu haber 250 defa okunmuştur.
|
ÜrünlerimizMilli Eğitim Bakanlığı |
|||||||||||||||||||||
|
Sincar.net
Sincar Bilişim Teknoloji Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||