GAP projesi kapsamında burs verileceği ve burs vermek isteyenler için iletişim numaraları yer alıyordu. Verilen numaraları aradım ve böylelikle Doğu macerasının ilk adımını atmış oldum.
M. Zuhal İNKAYA
Bu ayın 10'unda Mardin'e gittim. Size tatil anılarımı anlatmayacağım, sadece gidiş nedenim ve sonuçları üzerine birkaç şey yazmam gerektiğini düşünüyorum.
Bundan yaklaşık iki yıl önce Emin Çölaşan'ın köşesinde, okumak isteyen kız öğrenciler için GAP projesi kapsamında burs verileceği ve burs vermek isteyenler için iletişim numaraları yer alıyordu. Verilen numaraları aradım ve böylelikle "Doğu" macerasının ilk adımını atmış oldum. Bana, burs vermem için MARDİN ilinden istediğim kadar öğrencinin isim, adres, veli ismi ve banka numarasını verdiler. Çok kısa bir süre sonra burs verdiğim öğrencilerden teker teker mektuplar gelmeye başladı. Fotoğraflarını, karnelerinin kopyasını gönderdiler, durumlarını anlatan teşekkür mektupları yazdılar.
Yaklaşık iki yıldır, bu çocuklarla yazışıyorum. Özellikle ilkokula giden iki çocuk, beni durmaksızın Mardin'e çağırmaya başladı. Bu çocuklardan birisi astım hastası ve sık sık hastaneye kaldırılıyor. Hem çocuğun durumunu öğrenmek, hem de beni merak eden diğer çocuklarla, aileleri ile tanışmak için Mardin'e gitmeye karar verdim.
Altı gün Mardin'de burs işini düzenleyen ÇATOM'lardan birinin misafirhanesinde kaldım, aileleri ziyaret ettim. Mardin'den, gördüklerimden, yaşadıklarımdan çok etkilendim. Özellikle vurgulamak istediklerim:
ÇATOM'lar gerçekten de bulundukları topluma faydalı olmak için, idealist, genç insanların çabalarıyla çok güzel işler başarıyor. Açıkçası bu merkezlerin, gerçekten ihtiyaç sahibi olanlara uzandığını düşünmüyordum. Ama, altı gün boyunca sürekli burada çalışanlar ve bir şeylerden faydalanmak için gelenlerle iç içe olunca, içtenlikle iyi şeyler yapıldığına inandım....
Gitmeden önce, burs verilen öğrenciler konusunda bazı endişelerim vardı. Ayrıca, gerçekten ihtiyaçlı olanlara mı, yoksa eş dost kayırarak seçilen öğrenciler mi olduklarını anlama imkanım yoktu. Gidince anladım ki burslar hiç bu kadar anlamlı şekilde dağıtılmamıştır - Aileler gerçekten çok ihtiyaç içindeler ve kesinlikle bir siyasi görüşün temsilcisi olmayacak denli kendi yaşam kavgalarının içindeler. Çocuklarının okuyup kendilerini kurtarmasından başka bir istekleri yok
Mardin, normal, konukseverlikleriyle, sıcaklıkları ve dürüstlükleriyle tipik Anadolu insanlarının olduğu yer. Örneğin, 250 krş tutan bir şey aldım, bozuk param yoktu, dükkancı "canın sağ olsun" diyerek beni gönderdi. Gecenin geç bir saatinde dolmuşa bindim, sürücü "zaten mesaim bitmiş eve dönüyordum, para almam" diyerek verdiğim parayı çevirdi.
Dikkatinizi çekerim "gecenin bir saatinde..." diyorum. Evet, Mardin, yaşam şekli olarak çok rahat bir yer. Esnaf, ezik değil çok saygılı. Oralı olmadığım çok belli ama ne yolun ortasına dikilip içeri çağıran satıcılar, ne ara sokaklarda giderken yan gözle bakan insanlar, fakir bir il olmasına rağmen ne de dilenci var. Sokaklarında gece 23:00 e kadar çok rahat tek başına dolaşabilirsin. Tek başıma gittim, tek başıma dolaştım ve diyebilirim ki birçok Akdeniz ilinde bu kadar rahat olmamıştım
Özetle,
ÇATOM'lar tarafından belirlenen burs bedeli ilkokul öğrencileri için: 40 YTL lise öğrencileri için: 60 YTL. Düşündüğümüz zaman boğazda yapacağımız bir kahvaltı, bir akşam takıldığımız kokteyllerden birinin harcaması ya da orta halli bir konserin bilet fiyatı kadar bir şey, bir öğrencinin bir aylık ihtiyacını karşılıyor. Eğer imkanınız varsa, siz de Mardin'de Urfa'da, Siirt'te bir çocuğu okutabilirsiniz. Yazıyı çok uzatmamak için gördüklerimi, ailelerin yaşamını burada anlatmayacağım ama inanın paralar tam yerine, kaynağına gidiyor...