| |||||||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||||||
Özel Arama
ZİYARETÇİ TRAFİĞİ
|
BÖLGE HAKKINDA
2000 yılı itibariyle Türkiye toplam nüfusunun (67 845 bin) yaklaşık yüzde 10u (6 604 bin) Bölgede yaşamaktadır. Bölgenin yüzölçümü de Türkiyenin yaklaşık yüzde 10nu (yüzde 9.7) oluşturmaktadır. 2000 yılı itibariyle Türkiye toplam nüfusunun (67 845 bin) yaklaşık yüzde 10'u (6 604 bin) Bölge'de yaşamaktadır. Bölge'nin yüzölçümü de Türkiye'nin yaklaşık yüzde 10'nu (yüzde 9.7) oluşturmaktadır. Temel hedefi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi halkının gelir düzeyi ve hayat standardını yükselterek, bu bölge ile diğer bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak, kırsal alandaki verimliliği ve istihdam imkanlarını artırarak, sosyal istikrar, ekonomik büyüme gibi milli kalkınma hedeflerine katkıda bulunmak olan GAP, çok sektörlü, entegre ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışı ile ele alınan bir bölgesel kalkınma projesidir. Proje alanı dünyanın en eski uygarlık merkezlerinden biri olup, Fırat ve Dicle havzaları ile yukarı Mezopotamya ovalarında yer alan 9 ili kapsamaktadır (Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak). Bölge, heterojon bir kültürel ve toplumsal yapıya sahiptir. Son yirmi yıllık dönemde, özellikle GAP uygulamalarının yarattığı etkiler sonucunda, Bölge'deki toplumsal ilişkilerde, aile kurumunda, birey ve grup davranışlarında, kır-kent ilişkilerinde, dış dünya ile kurulan bağlantılarda gözle görülen bir değişim yaşanmaktadır. Bununla birlikte Bölge genelinde, aşiret, toprak ağalığı vb. geleneksel yapıya bağlı düşünce, davranış, değer ve yargılar kalkınmanın ve toplumsal ilişkilerde niteliksel değişmenin hızını ve yönünde olumsuz yönde etkilemektedir. Sayılarla GAP Bölgesi Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hasılasına GAP Bölgesi'nin katkısı % 4 kadardır. Bölge nüfusunun % 37'si kırsal alanda yaşamaktadır. 2000 yılı itibariyle nüfus artış hızı Türkiye genelinde % 1.8 iken aynı oran GAP Bölgesi'nde % 2.5'dir. Bebek ölüm hızı Türkiye ortalaması % 3.53, GAP Bölgesi'nde ise % 6'dır. Ortalama hane geliri Türkiye ortalamasının % 40'ı düzeyindedir. 2000 yılı itibariyle Türkiye genelinde okur-yazarlık oranı % 85.6 iken bu oran Bölge'de % 68.8'e düşmektedir. Okur-yazarlık oranının cinsiyetler arasındaki dağılımında da Bölge, Türkiye ortalamasının gerisindedir. Türkiye'de erkeklerin % 92.4'ü, kadınların % 78.7'si okur-yazarken, Bölge'de erkeklerin % 81.8'i, kadınların % 55.6'sı okur-yazardır. Bir başka deyişle bölge kadınının yarıya yakını okuma yazma bilmemektedir. Ülke genelinde % 9.8 olan okul öncesi eğitim oranı Bölge'de % 2.1'e düşmektedir. İlköğretimde okullaşma oranı ülke genelinde % 97.6 iken Bölge'de % 82.4'tür. Türkiye'de ortalama olarak 31 öğrenciye bir öğretmen, ortalama 42 öğrenciye bir derslik düşmekteyken, Bölge'de 43 öğrenciye bir öğretmen, 58 öğrenciye bir deslik düşmektedir. İlköğretimde cinsiyete göre okullaşma oranında Bölge, ülke ortalamasının gerisindedir. Türkiye'de kız çocuklarının ilköğretimde okullaşma oranı ortalama % 92.3 iken Bölge'de ortalama % 75.2'dir. Türkiye'deki toplam 203 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO)'nun 45'i Bölge'de bulunmaktadır. Toplam 102.4 bin öğrencinin 25.4 bini Bölge'deki okullarda eğitim görmektedir. Bunların 4.4 bini (% 17.5) kız öğrencidir. Ayrıca Bölge'de 8 adet Pansiyonlu İlköğretim Okulu (PİO) bulunmaktadır. Bu okullarda 4.2 bin öğrenci eğitim görmektedir. Türkiye genelinde 1999-2000 öğretim yılında taşımalı eğitime bağlı olarak taşınan 622 bin öğrencinin 40.1 bini Bölge'dedir. Bunların 12.3 bini kız öğrencidir. Genel ortaöğretim kademesinde ülke genelinde % 36.6 olan okullaşma oranı, Bölge'de % 18.4'tür. 2000 yılı itibariyle Türkiye genelinde ortalama 18 öğrenciye bir öğretmen, ortalama 31 öğrenciye bir derslik düşmekteyken, Bölge'de ortalama 25 öğrenciye bir öğretmen, ortalama 40 öğrenciye bir derslik düşmektedir. Mesleki ve teknik ortaöğretimde ülke genelinde % 22.8 olan okullaşma oranı, Bölge'de % 6.8'e düşmektedir. Türkiye'deki resmi mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının % 5.6'sı Bölge'dedir. 2000 yılı itibariyle Türkiye'de bir hekime düşen nüfus 920, bir uzman hekime düşen nüfus 2098, bir pratisyen hekime düşen nüfus 1640 olmasına karşılık aynı oranlar Bölge için sırasıyla 2154, 5822 ve 3418'dir. Türkiye'de 10 bin kişiye düşen yatak sayısı 24.3 iken Bölge'de 13.1'dir. Kadın ve çocuklara yönelik ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetleri Bölge'nin pek çok yerleşiminde yetersizdir. Kırsal yerleşim birimlerinin dağınıklığı ve Bölge'ye özgü doğa koşulları da sağlık hizmetlerindeki yetersizliği artıran bir etmendir. Temel sağlık hizmetlerinin sunumunda çok önemli bir işlevi bulunan, özellikle kırsal kesim sağlık ocakları ve sağlık evlerinin büyük bölümü hizmet dışıdır. Bölge'de kırsal alan yerleşmelerinin % 28'i susuz, % 12'si ise yetersiz içme suyuna sahiptir. TOPLUMSAL CİNSİYET BAĞLAMINDA KADININ DURUMU Bölge kadınının toplumsal gelişmişlik göstergeleri açısından modern bir toplumun standartlarının çok gerisinde olduğu görülmektedir. Kadınlar geleneksel sosyal katmanlaşmadan özellikle de aşiret bağlarından kaynaklanan ve rolleri/statüleri toplumsal olarak belirlenmiş cinsler arası eşitsizliklerden olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu durum özellikle kırsal alanda yaşayan kadın için daha da belirgindir. Diğer taraftan Bölge'de yakın akraba evlilikleri (amca kızı/amca oğlu) de kadının toplumsal statüsündeki olumlu yöndeki değişimin önündeki engellerden biridir. Kadınlar erkeklere göre yönetim ve karar alma süreçlerine daha az katılmakta, temel sağlık ve eğitim hizmetleri ile teknolojiden daha az yararlanmakta, gelir kaynaklarına ulaşmakta güçlük çekmektedir. Bölge'de kırsal alanda yüksek orandaki topraksızlık, az topraklılık ve küçük tarım işletmelerinin yaygınlığı kadının iş yükünü arttırmaktadır. Buna ek olarak hem kırsal alanda hem de kentsel alanda çok çocukluluk iş yükü sorununu daha da yükseltmektedir. Doğurganlık hızında ülke ortalaması binde 2.5 iken Bölge'de 4.2'dir. Kırsal alanda kadınlar için ilk evlilik yaşı ortalama 17'dir ve kadınların % 37'si15 yaşın altında evlenmektedir. Kentsel kesimde ilk evlilik yaşı ortalaması 17.5'dir. Kentli kadınların % 64'ü, 15-19 yaşları arasında evlenmektedir. Ülkede ilk evlenme yaşı ortalaması 18.9'dur. Kırsal alanda üretim sürecinde aktif bir role sahip olan Bölge kadını, kentsel alanlarda eğitim seviyesinin yetersizliği,beceri düzeyinin düşük ve piyasa koşullarının elverişli olmayışı gibi nedenlerle ekonomik faaliyetlerde istenilen düzeyde rol alamamaktadır. Bölge'deki kadınların okur-yazarlık oranı % 55.6'dır. Okur-yazar yetişkin kadın oranı bakımından Bölge illerinin hepsi ülke ortalamasının altındadır. Bu oran Şırnak'ta % 23.9'a düşmektedir. Zorunlu eğitim kademesinde, Bölge'de iller arasında okul sayıları, öğrenci/öğretmen ve öğrenci/derslik oranları büyük farklılıklar gösterdiği gibi, kentsel yöreler ile kırsal kesim ve kız-erkek öğrenci sayıları arasında da farklılık bulunmaktadır. İlköğretimde cinsiyete göre okullaşma oranlarında Bölge, ülke ortalamalarının gerisindedir. Türkiye'de kız çocuklarının ilköğretimde okullaşma oranı ortalama % 92.3 iken Bölge'de % 75.2'dir. Kadınların yerel meclislerde yer alma oranı yalnızca Gaziantep'te % 0.6 olup diğer yerlerde sıfırdır. Kadınların temsili kurumlardaki etkinliği tüm Türkiye genelinde düşükken, bu durum Bölge'de daha da ağırlaşmaktadır. Kadınlara yönelik negatif ayrımcılık mülkiyet konusunda da kendini net bir biçimde göstermektedir. Kadınlar yoğun çalışmalarına ve üretime büyük katkılarda bulunmalarına karşın, ekonomik kaynaklar kadının tasarrufunda değildir. Yukarıda açıklandığı gibi GAP Bölgesi gelişmişlik göstergeleri açısından Türkiye ortalamasının oldukça altında olup kalkınmanın önünde özellikle insan kaynaklarının geliştirilmesi ve katılımın sağlanması açısından çok önemli engeller bulunmaktadır. Kalkınma literatüründe kadın ve çocuklar toplumların en dezavantajlı grupları olarak kabul edilmektedirler. Kadınlar erkeklere oranla kaynaklara daha az erişmekte veya kontrol edebilmekte; kamusal hizmetlerden, istihdam ve sosyal güvenlikten daha az yararlanabilmekte; hane, topluluk ve ulusal düzeyde karar verme süreçlerine daha az katılabilmektedir. Bu durum, GAP Bölgesi'nde geleneksel yapının da etkisiyle kadınlar açısından daha da belirginleşmektedir. GAP Bölgesi'nde özellikle kent varoşlarında veya kırsal alanda yaşayan kadınlar genellikle yoksulluğu en yoğun yaşayan grup olmaktadır. Bu gruptaki kadınlar, Türkiye toplumunun en dezavantajlı gruplarından birini oluşturmaktadır ve mevcut durumlarının iyileştirilmesi, Türkiye'nin bölgeler ve cinsiyetler arası eşitsizliğin azaltılması ve sosyal kalkınmanın desteklenmesi anlamına gelecektir. GAP Bölgesi ve bölgedeki kadının bu özellikleri gözönüne alınarak Çok Amaçlı Toplum Merkezleri (ÇATOM'lar) kentlerin yoğun göç alan mahallelerinde ve merkezi nitelikli kırsal yerleşimlerinde kadın ve genç kızlara yönelik olarak kurulmuştur. (*) Kaynak : Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma Planı, GAP-BKİ, Ankara 2002 Bu haber 621 defa okunmuştur.
|
ÜrünlerimizMilli Eğitim Bakanlığı |
|||||||||||||||||||
|
Sincar.net
Sincar Bilişim Teknoloji Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||